7. ADIM

İyi İlişkiler

Ne mutlu merhametli olanlara! Çünkü onlar merhamet bulacaklar.
Matta 5:7

7. adımda, sağlıklı ve iyi ilişkiler kurabilmek için hem bizi incitenleri affetmeyi hem de kendi yaptığımız yanlışlar için sorumluluk alıp telafi etmeyi öğreniyoruz.

Öfke ve kırgınlığın zararı

Her kötü niyetle birlikte her türlü kin, öfke, kızgınlık, bağrışma ve iftira sizden uzak olsun.
Efesliler 4:31

90 yaşında bir kadın vardı. Çocukken yeni bir ayakkabı alacaktı. Ancak ablası onun parasını aldı ve kadın o ayakkabıyı hiç alamadı. Yıllar geçti. Ama kadın hâlâ ablasına kızgındı. Onu affetmemişti.

Bu öfkeyi ve kırgınlığı içinde taşıdı — neredeyse bütün hayatı boyunca. Ve şimdi kadın 90 yaşındaydı.

Öfke ve kırgınlık bize zarar verir. Sevincimizi ve huzurumuzu çalar.

Biri bize kötü davrandığında öfkelenmemiz çok kolaydır. Ve öfke içimizde kalmak ister. Hatta orada büyür.

Kutsal Kitap bizi bu konuda uyarır:

İçinizde sizi rahatsız edecek ve birçoklarını zehirleyecek acı bir kök filizlenmesin.
İbraniler 12:15

Eğer içimizde öfkeye ve kırgınlığa tutunursak, bu duygu kök salar.

Büyür.
Yayılır.
Ve sonunda sadece bizi değil, çevremizdeki insanları da zehirler.

Öfke ve kırgınlıktan nasıl kurtuluruz?

Birbirinize karşı iyi yürekli, şefkatli olun.
Efesliler 4:32

Biri bize karşı kötü bir şey yaptığında, öfkeyle karşılık verebiliriz. Ama Tanrı bizi farklı bir yola çağırır: sevgiyle karşılık vermeye.

Burada bir seçim vardır.

Öfkeyle karşılık verebiliriz…
Ya da sevgiyle.

Elbette sevgiyle karşılık vermek her zaman kolay değildir. Çünkü çoğu zaman duygularımıza göre hareket ederiz.

Örneğin:

Trafikte biri bizi sıkıştırdığında hemen öfkelenebiliriz.
Ya da haksız yere suçlandığımızda içimizde kızgınlık yükselir.

Peki, sevgiyle karşılık verebilmek için ne yapmalıyız?
Bunu nasıl başarabiliriz?

Kutsal Kitap devam eder:

Birbirinize karşı iyi yürekli, şefkatli olun. Tanrı sizi Mesih’te bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın.
Efesliler 4:32

Öfke ve kırgınlıktan kurtulmanın yolu affetmektir.

90 yaşındaki kadın neden hâlâ ablasına kızgındı? Çünkü onu affetmemişti.

Öfke, kin ve nefretten özgür olmanın yolu affetmektir. Bizi inciten kişiyi affettiğimizde, kendimizi o zehirli duygulardan özgür bırakmış oluruz.

Peki affetmek ne demek?

Affetmek, bizi inciten birine karşı duyduğumuz öfkeyi bırakmaktır.
Kin tutmaktan vazgeçmektir.
İntikam arzusunu Tanrı’ya teslim etmektir.

Affetmek, birinin günahını ona karşı tutmayı bırakmak, onu Tanrı’ya teslim etmek ve bize verilen merhameti başkasına da göstermeyi seçmektir.

Birini affettiğimde şöyle söylerim:

Onun yaptığı yanlışı artık ona karşı tutmuyorum. Bunu Tanrı’ya bırakıyor ve bana verilen merhameti ona da göstermeyi seçiyorum.

Affetmemize yardımcı olacak yedi şey

1. Affetmek, unutmak değildir.

Bazen şöyle düşünebiliriz:
“Birisi bana çok zarar verdi. Eğer bu kötü olayı unutabilsem, öfkeden kurtulurum. Eğer bu anıyı kafamdan atabilsem özgür olacağım.”

Ancak acı veren bir olayı unutmak oldukça zordur. Çünkü beynimiz, unutmamamız için tasarlanmıştır. Önemli olan şeyleri hatırlıyoruz.

Beynimiz, tıpkı bir sabit disk gibidir.
Yaşadıklarımız orada kalır.

Bu yüzden unutmak her zaman mümkün değildir. Örneğin Yusuf, geçmişte yaşadığı kötü şeyleri unutmadı. Kardeşlerinin onu öldürmek istemesini unutmadı.

Ama geçmişe baktığında şunu görüyordu: Tanrı ona yapılan kötülükleri iyiliğe çevirmişti.

Sen de belki geçmişte zor ve acı şeyler yaşadın. İnsanlar seni incitti. Ve belki bu yaşadıklarını unutmaya çalışıyorsun.

Ama Tanrı, yaşadığın bu zor olayları bir gün başkalarına yardım etmen için kullanmak istiyor.

Bazı şeyleri unutmayacağız. Ama affetmek, unutmak anlamına gelmez. Unutmasak bile, yine de affetmeyi seçebiliriz.

2. Affetmek, yaşananları küçümsemek değildir.

“Evet, bana zarar verdi.
Bu yaşananlar hayatımı kötü etkiledi.
Ama buna rağmen affetmeyi seçiyorum.”

Affetmek, bize yapılan kötü şeyleri küçümsemek değildir.

Önce inciniriz.
Üzülürüz.
Hatta çoğu zaman kızarız.

Çünkü incindiğimizde üzüntü ve öfke hissetmek doğaldır. Ancak bu duyguların ardından, bizi inciten kişiyi affetmemiz gerekir.

Öfkenin zamanla kırgınlığa ve nefrete dönüşmemesi için affetmeliyiz.

Bazen içimizden şöyle geçer:
“O bana çok kötü bir şey yaptı, asla affedemem.”
“Bana yapılanlar, bunu affetmem mümkün değil.”

Ama Tanrı, tam da bu gibi durumlarda bizi affetmeye çağırır.

Eğer biri bana zarar vermediyse, affedecek bir şey yok. Ama biri bize gerçekten zarar verdiyse, Tanrı bizi affetmeye davet eder.

Belki bir kişi sana çok kötü bir şey yaptı.
Seni derinden incitti.

Affettiğimizde şunu söyleriz:

“Evet, canımı acıttı. Bana çok zarar verdi. Ama yine de onu affetmeyi seçiyorum.”

3. Affetmek, güvenmek demek değildir.

Birini affedebilirisin ama ona güvenmek zorunda değilsin. Biz her zaman affetmeye çağrılırız; ama herkese güvenmek zorunda değiliz.

Affetmek zorundayız, ama bizi inciten kişiyle ilişkiyi sürdürmek zorunda değiliz.

Affetmek, o kişiye karşı duyduğumuz öfkeden özgür olmaktır. Güven ise zamanla ve değişimle ilgilidir.

Birini affetmekle ona yeniden güvenmek aynı şey değildir.

4. Affetmek koşulsuzdur.

Bazen şöyle düşünebiliriz:
“Eğer bir daha bana bunu yapmayacağına söz verirse affederim.”
“Değişirse affederim.”
“Gelip özür dilerse affederim.”

Ama bu affetmek değildir.
Bu bir pazarlıktır.

Gerçek affetme koşulsuzdur. O kişi benden özür dilemese bile, ben yine de affetmeyi seçerim.

İsa çarmıhta şunu söyledi:

Baba, onları bağışla. Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.
Luka 23:34

Ama o sırada kimse İsa’dan af dilememişti. İsa, koşulsuz olarak affetti.

Biz de aynı yola çağrılıyoruz. Bize zarar veren kişilerden bir şey beklemeden, onları affetmeyi seçmeliyiz.

5. Affetmek adil değildir.

Kimseden öç almayın… Öç benimdir, ben karşılık vereceğim, diyor Rab.
Romalılar 12:19

Bazen intikam almak isteriz. Bize zarar veren kişinin bunun bedelini ödemesini isteriz.

Ama Kutsal Kitap şöyle der:

Sevgili kardeşler, kimseden öç almayın; bunu Tanrı’nın gazabına bırakın. Çünkü şöyle yazılmıştır: Rab diyor ki, Öç benimdir, ben karşılık vereceğim.
Romalılar 12:17, 19

Affetmek şunu söylemektir:

“Evet, bana haksızlık yaptı. Ama öç alma hakkımdan vazgeçiyorum.”

Affetmek, hak edilmeyen bir şeyi vermektir. Bize zarar veren kişi bunu hak etmez.

Belki şöyle diyorsun:
“Affetmek adil değil.”

Evet, doğru — adil değil. Ama Tanrı adildir. Ve bir gün adaleti O sağlayacaktır.

Ben Tanrı değilim. Bu yüzden yargılama işini ona bırakıyorum.

İşte bu söz sayesinde affedebilirim:

Rab diyor ki, “Öç benimdir, ben karşılık vereceğim.”

Çünkü biliyorum ki, Tanrı sonunda adaleti sağlayacaktır.

6. Affetmek kötülüğe iyilikle karşılık vermektir.

Kötülüğe yenilme, kötülüğü iyilikle yen.
Romalılar 12:21

Affetmek bize yapılan kötülüğe iyilikle karşılık vermektir. Öfkeyle değil, sevgiyle karşılık vermeyi seçmektir.

Bu yüzden affetmek çoğu zaman çok zordur. İçimizden gelmeyebilir.

Ama affetmek bir duygudan çok, bir karardır. Ve bu karar, Tanrı’nın yardımıyla verilir.

7. Sadece sevgiyle dolu bir yürekle affedebiliriz.

Rab’bin sizi bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın.
Koloseliler 3:13

Bizi inciten birini affetmek kolay değildir. Ama Tanrı’nın bizi ne kadar çok affettiğini anladıkça, başkalarını affetmeye de daha istekli oluruz.

Biz Tanrı’nın lütfuyla affedildik. Bütün günahlarımıza rağmen Tanrı bizi bağışladı. Bunu hak etmedik.

Aynı şekilde, bize zarar veren insanlar da bizim tarafımızdan affedilmeyi hak etmiyor olabilir.

Ama biz, lütufla affetmeye çağrıldık. Bunu kendi gücümüzle yapamayız.

Kendi gücümüzle affedemeyiz, sevemeyiz, iyilik yapamayız.

Ama Tanrı’nın sevgisi yüreğimize dolduğunda, işte o zaman affedebiliriz.

Affetmek, iyi ilişkiler kurmanın çok önemli bir parçasıdır. Bizi inciten insanları affetmeden sağlıklı ilişkiler kuramayız.

Ama iyi ilişkiler sadece affetmekle ilgili değildir. İlişkilerimizin bozulmasında bazen bizim de payımız vardır.

Bu yüzden, iyi ilişkiler kurmak için sadece başkalarını affetmeye değil, aynı zamanda kendi sorumluluğumuzu almaya da çağrılıyoruz.

Şimdi bu derste, zarar verdiğimiz ilişkileri nasıl düzeltebileceğimize bakacağız.

İyi ilişkiler kurmak ve barışı sağlamak

Ne mutlu barışı sağlayanlara! Çünkü Tanrı onlara oğulları denecek.
Matta 5:9

Barışı sağlamak ne demek? Etrafımızdaki insanlarla iyi ilişkiler kurmak ve bunun için çaba göstermektir.

Mümkünse, elinizden geldiğince herkesle barış içinde yaşayın.
Romalılar 12:18

Bu adımda kendimize şu soruları soruyoruz:

· Hayatımda iyi olmayan ilişkileri düzeltmek için neler yapabilirim?
· Zarar verdiğim insanlara telafi etmek için neler yapabilirim?

İlk önce kendimize şunu soruyoruz:

· Kime karşı yanlış davrandım?
· Kimi incittim? Kime zarar verdim?

Bu konuda Dördüncü Adım bize yardımcı olur. Orada bir liste hazırlamıştık.

Şimdi şu sorulara geçiyoruz:

· Yaptığım yanlışı nasıl düzeltebilirim?
· Hatalarımı nasıl telafi edebilirim?

İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın.
Matta 7:12

Eğer biri bize yanlış yapsaydı,
ondan nasıl özür dilemesini isterdik?

Bizi incittiyse, bunu nasıl telafi etmesini beklerdik?
Biz de başkalarına aynısını yapacağız.

1. Özür dileyin

Bu yüzden, sunakta adak sunarken kardeşinin sana karşı bir şikâyeti olduğunu anımsarsan, adağını orada, sunağın önünde bırak, git önce kardeşinle barış; sonra gelip adağını sun.
Matta 5:23-24

Yanlış davrandığınız kişiyle iletişime geçip şöyle demeliyiz:

“Üzgünüm. Söylediklerim yanlıştı. Yaptıklarım yanlıştı.
Beni affedebilir misin?”

Özür dilerken:

Kendinizi haklı çıkarmaya çalışmayın

Mazeret üretmeyin

Alçakgönüllü olun

Yaşananlarda kendi payınıza düşen sorumluluğu üstlenin


Birinden af dilediğimizde, onun bizim için bir şey yapmasını beklememeliyiz.

Sadece kendi sorumluluğumuzu almalı ve bunun için özür dilemeliyiz.

Karşı tarafın da hatası olabilir, ama biz yalnızca kendi payımıza düşene odaklanırız.

2. Telafi etmeye çalışın

Eğer birinden haksızlıkla bir şey aldımsa, onun dört katını geri veriyorum.
Luka 19:8

Bozulmuş ilişkileri düzeltmek için yapabileceğim bir şey var mı, kendimize sormalıyız.

Belki birinden borç aldınız ve geri ödemediniz.
Belki iş yerinizden size ait olmayan bir şey aldınız.

Ancak bazı durumlarda, zarar verdiğiniz kişiyle doğrudan iletişime geçmek akıllıca olmayabilir.

Çünkü bu, eski ve derin bir yarayı yeniden kanatabilir.

Bu yüzden her zaman şunu sormalıyız:

Diğer kişi için en iyisi nedir?

Tanrı’dan, bozulmuş ilişkileri nasıl düzeltebileceğimizi bize göstermesini isteyelim.

Tanrı’dan bize:

af dileme cesareti

telafi etme alçakgönüllülüğü

doğru zamanı ve yolu gösterme bilgelği

vermesini isteyelim.

Dua edin

Rab, Senin beni affettiğin gibi ben de başkalarını affetmek istiyorum.

Biliyorum ki affetmek kendi gücümle yapabileceğim bir şey değil — bana yardım et. Kalbimdeki öfkeyi, acıyı ve kırgınlığı

Sana teslim ediyorum.

Beni özgür kıl; yüreğimi Senin sevginle ve huzurunla doldur.

Bana haksızlık edenleri Senin ellerine bırakıyorum. Bunu yapabilmem için bana güç ver.

Yazın

1. Birinin seni incittiği bir olaydan bahsedebilir misin? O zaman neler hissettin?

2. Daha önce birini affettiğin bir anı paylaşabilir misin? Affettikten sonra ne hissettin?

3. Şu anda kalbinde affetmekte zorlandığın biri var mı? Bu kişiyle ilgili hangi duygular içindesin?

4. Hayatında bozulmuş bir ilişki var mı? Kısaca anlatabilir misin?

5. Sence affetmek zor mu? Neden zor ya da neden gerekli olduğunu düşünüyorsun?