Bırakın
Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar.
Matta 5:5
Göründüğümüz gibi değiliz.
Dışarıdan bakınca güçlü, sakin, her şeyi kontrol altında biri gibi görünürüz. Ama iç dünyamız öyle değil.
Çoğu zaman duygularımızı bastırırız. “Kimse bilmesin, belli etme, sabret” deriz. Acımızı, korkularımızı, utancımızı gizleriz.
Yine de içimizde fırtınalar kopar. Geceleri kimse görmeden ağlarız, ama sabah kalkınca yine gülümseriz. “İyiyim” deriz ama aslında iyi değiliz.
Bu acıyı bastırmak için zararlı alışkanlıklara, yanlış ilişkilere ya da bizi oyalayan başka şeylere sığınırız. Ama sonunda kendimizi aynı yerde, aynı boşlukta buluruz.
Suçluluk ve pişmanlık duygularıyla dolup taşarız. Kendi gücümüzle değişmeye çalışırız ama olmaz. Ne kadar denesek de, bir şekilde hep aynı noktaya geri döneriz.
Sonra kendimize kızarız: “Neden değişemiyorum?” deriz.
Peki, bu kısır döngü nasıl kırılır? Nasıl olur da gerçekten değişebiliriz?
Üçüncü adım, sorunlarımızı İsa’ya teslim etmek ve hayatımızın kontrolünü O’na emanet etmeye karar vermektir. Bu adım, “Ben artık kendi başıma yapamıyorum” demekle başlar.
İsa bizi kendisine çağırıyor. Yorgunlara, yükü ağır olanlara sesleniyor:
“Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm. Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu ve alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur. Boyunduruğumu taşımak kolay, yüküm hafiftir.”
Matta 11:28–30
İsa’nın bu daveti açık ve nettir: Yükünü yalnız taşımaktan yorulan herkesi çağırır.
Ama yine de, çoğu zaman bu adımı atmak kolay değildir. Peki neden? Bizi durduran nedir?
1. Kibir
İnsan bazen yardım istemeyi gururuna yediremez. “Ben hallederim, kimseye ihtiyacım yok” der.
Ama Tanrı şöyle der:
“Tanrı kibirlilere karşıdır; ama alçakgönüllülere lütfeder.”
Yakup 4:6
Kendi gücümüzle her şeyi çözmeye çalıştıkça daha da tükeniriz. Tanrı bizden kusursuz olmamızı değil, alçakgönüllü olmamızı ister.
“Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar.”
Matta 5:5
Kendimizi Tanrı’ya bağımlı kabul ettiğimizde, O da bize kendi gücünü verir.
2. Suçluluk Duygusu
Bazen geçmişte yaptıklarımız o kadar ağır gelir ki, Tanrı’nın yüzüne bakmaya bile utanırız.
“Ben dua edecek yüzle nasıl O’nun karşısına çıkayım?” deriz.
Belki de şöyle dua ettiniz: “Tanrım, bu seferlik beni kurtar, bir daha yapmayacağım.”
Ama sonra yine aynı hataya düştünüz. Ve şimdi Tanrı’dan uzak duruyorsunuz.
Ama bilin ki Tanrı sadıktır. O her günahı bağışlamaya hazırdır.
İsa, utandığımız şeyleri de bilir — ve onları da affetmek ister.
Onun merhameti bizim hatalarımızdan büyüktür.
3. Korku
Tanrı’ya güvenmek bazen ürkütücü gelebilir. “Ya her şey değişirse?”, “Ya özgürlüğüm kısıtlanırsa?” diye korkarız.
Ama aslında hayatımız zaten bir şekilde kontrol altındadır. Anne babamızın beklentileri, geçmişteki yaralar, toplumun baskısı veya bırakamadığımız alışkanlıklar bizi yönlendiriyor olabilir.
Bu yüzden kendimize şu soruyu sormalıyız: “Hayatımın kontrolü gerçekten kimde?”
Tanrı’da mı, yoksa başka bir şeyde mi?
Üçüncü adım, bu kontrolü bilinçli bir şekilde Tanrı’ya teslim etmektir. Ve şu güveni taşımaktır:
Tanrı, O’na bıraktığımız her şeyi iyilikle şekillendirir. Temizler, onarır, amacına uygun hâle getirir.
4. Kuşku
Bazen inanmak isteriz ama içimizde bir tereddüt olur:
“Ya Tanrı beni duymazsa?”, “Ya imanım yetmezse?”, “Ya kandırılıyorsam?”
Bu duygularla yalnız değilsiniz.
“İman ediyorum; imansızlığıma yardım et!”
Markos 9:24
İsa bize şunu söyler:
“Eğer imanınız hardal tanesi kadar bile olsa, sizin için imkânsız bir şey olmayacaktır.”
Matta 17:20
Yani Tanrı bizden mükemmel bir iman istemiyor. Samimi bir kalp yeterlidir.
Belki sadece şöyle diyebilirsin:
“Her şeyi İsa’ya bırakıyorum. Ne olacağını tam olarak bilmiyorum, ama bunun doğru bir adım olduğuna inanıyorum.”
İsa’yla Yaşamak: Bir Karar ve Bir Süreç
İsa’yla yaşamak önce bir kararla başlar, sonra bir süreç hâline gelir.
Üçüncü adımda bizden istenen şey, İsa’ya güvenerek sorunlarımızı O’na bırakmak ve hayatımızın kontrolünü O’na teslim etmeye karar vermektir.
Bu karar, her şeyin bir anda değişeceği anlamına gelmez. Ama en önemli şey gerçekleşmiş olur: İsa artık hayatınıza girmiştir.
Bunu şöyle hayal edin:
Uzun süredir yağmur yağmamış, toprak çatlamış, ağaçlar susuzluktan kurumuştur. Ama uzakta, dolup taşmak üzere olan bir baraj vardır.
Bir gün barajın kapağı açılır. Su önce yavaşça akmaya başlar.
Ve o anda hayat geri döner. Su toprağa ulaştıkça çatlaklar dolar, kuru dallar yeniden yeşerir.
Zamanla kapak daha da açılır, su hızlanır ve toprağın her köşesine ulaşır.
Bir zamanlar kupkuru olan yerler şimdi yaşamla dolup taşar.
İsa’nın sevgisi de böyledir.
O’na kalbinizin kapısını açtığınızda, O’nun sevgisi içeri akmaya başlar.
Belki ilk başta küçük bir değişim hissedersiniz, ama Tanrı’nın sevgisi akmaya başladığında durması mümkün değildir.
Zamanla içinizdeki en kuru, en yorgun, en umutsuz yerler bile yeniden canlanır.
İsa’yı Hayatımıza Almamız İçin Ne Yapmalıyız?
1. İsa Mesih’i Kurtarıcımız Olarak Kabul Etmeliyiz
Gerçek özgürlük, İsa Mesih’i kişisel kurtarıcımız olarak kabul ettiğimizde başlar.
Bizi gerçekten kurtarabilecek tek kişi O’dur; çünkü yalnızca O, günahlarımız için ölüp yeniden dirilmiştir.
“Rab İsa’ya iman et, sen de ev halkın da kurtulursunuz.”
Elçilerin İşleri 16:31
İsa’ya iman ettiğimizde Tanrı’yla barışır, geçmişin yükünden kurtulur ve yeni bir başlangıç yaparız.
2. Tanrı Sözü’nü Hayatımızın Rehberi Olarak Kabul Etmeliyiz
Tanrı bize güvenilir bir rehber verdi: Kutsal Kitap.
O’nun Sözü, karanlıkta bir ışık, belirsizlikte bir pusula gibidir.
“Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.”
2. Timoteos 3:16
Tanrı’nın Sözü, hem düşüncelerimizi hem de davranışlarımızı şekillendirir.
3. Tanrı’nın İsteklerini Hayatımızın Amacı Olarak Kabul Etmeliyiz
Tanrı, her birimiz için iyi, anlamlı ve amaç dolu bir yaşam hazırlamıştır.
Bizim yapmamız gereken basit ama güçlü bir duadır:
“Tanrım, bugün senin isteğini yerine getirmek istiyorum.”
Kendi isteklerimizden çok Tanrı’nın isteğini aradıkça, yaşamımız daha dengeli ve anlamlı olur.
4. Tanrı’nın Gücünü Hayatımızın Kuvveti Olarak Kabul Etmeliyiz
Artık yalnızca kendi gücümüzle değil, Tanrı’nın gücüyle yaşayabiliriz.
“Beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim.”
Filipililer 4:13
Tanrı’nın gücü, kendi çabamızın yetmediği her durumda bize yeter.
Onunla birlikte yaşadığımızda, hiçbir zorluk bizi yenemez.
İsa’yı Hayatınıza Almaya Hazır mısınız?
İsa sizi seviyor ve sizi kendisine çağırıyor. Kutsal Kitap şöyle diyor:
“İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim; ben onunla, o da benimle birlikte yemek yiyeceğiz.”
Vahiy 3:20
İsa, yüreğinizin kapısını çalıyor.
Bu üçüncü adımda, O’na kapınızı açmaya ve yaşamınıza içeri girmesine izin vermeye hazır mısınız?
Unutmayın: Bundan sonra artık yalnız değilsiniz. Kendi gücünüzle değil, Tanrı’nın gücüyle yaşayacaksınız.
Bir Karar Anı
Hayatınızın kontrolünü İsa’ya bırakmaya hazır mısınız? O hâlde kendinize şu soruları sorun:
İsa Mesih’in benim için çarmıhta öldüğüne ve ölümden dirilerek Tanrı olduğunu kanıtladığına inanıyor muyum?
Tanrı’nın bütün günahlarımı bağışladığını kabul ediyor muyum?
Hayatımı Tanrı’nın planına göre yaşamak istiyor muyum?
İsa’yı hayatımın Rabbi olarak kabul ediyor muyum?
Eğer bu dört soruya “evet” diyorsanız, tebrikler — üçüncü adımı atmaya hazırsınız demektir.
Tanrı sizinle birlikte olacak, sizi yönlendirecek ve asla bırakmayacaktır.
Dua edin
Rab İsa,
Senin önümde durup yüreğimin kapısını çaldığını biliyorum. Artık bu çağrını duyuyorum ve cevap vermek istiyorum.
Bugüne kadar her şeyi kendi gücümle halletmeye çalıştım, ama yoruldum. Yüreğimde boşluklar, acılar ve pişmanlıklar birikti. Değişmek istedim ama gücüm yetmedi.
Şimdi anlıyorum ki, gerçek değişim yalnızca Seninle mümkündür. Bu yüzden hayatımın kontrolünü Sana bırakıyorum.
İnanıyorum ki, çarmıhta benim günahlarım için öldün ve ölümden dirilerek Tanrı olduğunu gösterdin.
Biliyorum ki, Sen geçmişimi biliyorsun ve beni olduğum gibi seviyor, kabul ediyorsun. Senin lütfunla bütün günahlarımın bağışlandığını kabul ediyorum.
Artık kendi yolumu değil, Senin benim için hazırladığın yolu yürümek istiyorum.
Rab İsa, yüreğimi Sana açıyorum. Gel, hayatımın Rabbi ol.
Sana güveniyorum. Her şeyin bir anda değişmeyeceğini biliyorum, ama Seninle birlikte her şeyin mümkün olduğuna inanıyorum.
Lütfen beni yönlendir, içimi yenile, beni dönüştür. Zayıf olduğumda bana güç ver, korktuğumda cesaret ver, şüphe duyduğumda imanımı artır.
Artık yalnız yürümek istemiyorum. Seninle yürümek istiyorum. Sana ait olmak istiyorum — şimdi ve sonsuza dek.
Âmin.
Eğer bu duayı içtenlikle ettiysen, Tanrı seni duydu. Artık O’nun çocuğusun ve bu yeni yolculukta yalnız değilsin.
Yazın
1. Kibir, suçluluk duygusu, korku ya da kuşku, hayatınızı İsa’ya teslim etmenizi hangi yönlerden engelliyor olabilir?
2. Hayatınızda Tanrı’ya emanet etmekte zorlandığınız şeyler neler?
3. Tanrı’nın hayatınızın kontrolünü almasına izin vermek size ne hissettiriyor: güven mi, korku mu, tereddüt mü? Neden böyle hissediyorsunuz?
4. İsa’nın yaşamınıza yavaş yavaş ama etkili bir şekilde girip sizi değiştireceği fikri size nasıl umut veriyor?
5. Bugün Tanrı’ya “Evet” demek ve O’nun isteğini yaşamak için hangi küçük adımı atabilirsiniz? Bu adımı atmaya sizi motive eden şey nedir?
