Yardıma İhtiyacım Var
“Ne mutlu ruhta yoksul olanlara! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır.”
Matta 5:3
Bazı lunaparklarda “köstebeğe vurma” diye bir oyun vardır. Deliklerden çıkan köstebekleri tokmakla vurursun, ama birini vurunca hemen bir başkası çıkar.
Ne kadar uğraşsan da oyun bitmez — sadece yorulursun. Hayat da bazen tam böyle değil mi?
Dertlerimiz bitmiyor ve onlarla mücadele etmekten yoruluyoruz. Gücümüz tükeniyor, umudumuz azalıyor.
İşte tam o anda İsa bizi kendisine çağırıyor:
“Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm.”
Matta 11:28
Tanrı seni görüyor. Ne kadar çabaladığını, ne kadar yıprandığını biliyor. Senin yüklerini taşımak, kalbini hafifletmek istiyor.
Ama Tanrı sadece yüklerini taşımakla kalmak istemiyor. Aynı zamanda seni içten içe değiştirmek istiyor. Korkularından, kaygılarından, günahlarından ve zararlı alışkanlıklarından seni özgür kılmak istiyor.
Yüreğinde acıtan yerleri iyileştirip sana gerçek huzuru vermek istiyor.
Belki de hayatında bazı şeyleri değiştirmeye çalıştın, ama olmadı. Bir süre iyi gittin, sonra yine aynı noktaya geri döndün. Kendi gücünle çabaladın, ama içindeki mücadele bitmedi.
Kendi gücümüzle neden değişemiyoruz?
Elçi Pavlus şöyle diyor:
“Ne yaptığımı anlamıyorum. Çünkü istediğimi yapmıyorum; nefret ettiğim ne ise, onu yapıyorum.”
Romalılar 7:15
Bazı insanlar şöyle diyor:
“Ben yıllarca bazı zararlı alışkanlıklarımı kontrol edebileceğime inandım. Kendi kendime ‘artık yeter, bunu bırakacağım’ dedim. Bazen bir gün, bazen bir hafta, hatta birkaç ay bile dayanabildim. Ama sonunda hep eskiye döndüm.”
Gerçek şu ki: İnsan olarak yapmak istediğimiz şeyleri yapmıyoruz, yapmak istemediğimiz şeyleri ise yapıyoruz. Bu hepimizin ortak deneyimi.
Elçi Pavlus şöyle devam ediyor:
“Bende iyi olanı yapma isteği var, ama onu yerine getirme gücü yok.” Romalılar 7:18
Doğru olanı seçmek istiyoruz, ama gücümüz yetmiyor. İrade gücümüz sınırlı.
Birçoğumuz, şu hikâyedeki Kurbağa kadar irade gücüne sahibiz:
Murbağa, bir tepsi kurabiye pişirdi.
“Bu kurabiyeler nefis kokuyor,” dedi. Bir tanesini ağzına attı. “Tadı daha da nefis.”
Hemen Kurbağa’nın evine koştu.
“Kurbağa, Kurbağa!” diye seslendi. “Yaptığım kurabiyelerin tadına baksana.”
Kurbağa bir tane kurabiye aldı.
“Bunlar hayatımda yediğim en leziz kurabiyeler!” dedi.
Kurbağa ve Murbağa, ardı ardına bir sürü kurabiye yediler.
“Ee, Murbağa,” dedi Kurbağa ağzı dolu dolu, “bence artık yemeyi bırakmalıyız; yoksa hasta olacağız.”
“Haklısın,” dedi Murbağa. “Son bir kurabiye daha yiyelim. Ondan sonra bir daha yemeyiz.”
Son kurabiyelerini yediler.
Ama kavanozda hâlâ bir sürü kurabiye vardı.
“Kurbağa,” dedi Murbağa, “en son kurabiyemizi yiyelim. Ondan sonra kesinlikle yemeyiz.”
En son kurabiyelerini yediler.
Murbağa, bir tane daha ağzına atarken inledi:
“Yemeyi bırakmamız lazım…”
“Evet,” dedi Kurbağa, kurabiye kavanozuna elini daldırırken. “İradeye ihtiyacımız var.”
“İrade nedir?” diye sordu Murbağa.
“İrade,” dedi Kurbağa, “yapmayı çok istediğin bir şeyi yapmamaya çalışmaktır.”
“Yani, bu kurabiyeleri yememeye çalışmak gibi mi?” dedi Murbağa.
“Aynen öyle,” dedi Kurbağa.
Kurbağa, kurabiyeleri bir kutuya koydu.
“İşte,” dedi, “şimdi daha fazla kurabiye yiyemeyiz.”
“Ama kutuyu açabiliriz,” dedi Murbağa.
“Haklısın,” dedi Kurbağa.
Bu kez kutuyu bir iple bağladı.
“İşte, şimdi daha fazla kurabiye yiyemeyiz.”
“Ama ipi kesip kutuyu açabiliriz,” dedi Murbağa.
“Haklısın,” dedi Kurbağa.
Kurbağa bir merdiven getirdi ve kutuyu yüksek bir rafa koydu.
“İşte,” dedi, “şimdi daha fazla kurabiye yiyemeyiz.”
“Ama merdivene çıkıp kutuyu raftan alabilir, ipi kesip kutuyu açabiliriz,” dedi Murbağa.
“Haklısın,” dedi Kurbağa.
Kurbağa merdivene çıktı, kutuyu raftan aldı. İpi kesti, kutuyu açtı ve kutuyla dışarı çıktı.
Yüksek sesle bağırdı:
“Hey kuşlar, burada kurabiyelerimiz var!”
Her yönden kuşlar geldi. Bütün kurabiyeleri gagalarına alıp götürdüler.
“Yiyecek hiç kurabiyemiz kalmadı,” dedi Murbağa üzgün üzgün. “Bir tanecik bile…”
“Evet,” dedi Kurbağa, “ama çok güçlü bir irademiz var.”
“İrade sende kalabilir, Kurbağa,” dedi Murbağa. “Ben şimdi eve gidip kek yapacağım.”
Sadece kendi irademizle kalıcı bir değişim mümkün değil. Hayatımızı değiştirmek istiyoruz ama gücümüz yetersiz kalıyor.
Asıl sorunumuz nedir?
Pavlus şöyle diyor:
“İçimde, yani benliğimde iyi bir şey bulunmadığını biliyorum.”
Romalılar 7:18
İnsan doğası bencildir. İçimizde yanlış yapmaya yönelen bir eğilim vardır. Bizi kendi haline bırakıldığında, doğamız bizi yanlışa yönlendirir.
İmanlı olsak bile, içimizde hâlâ bizi yanlış yola çeken arzular bulunur. Yanlış yapma eğilimimizi kontrol edemeyiz. Kendimize güvenerek sorunlarımızdan çıkamayız.
Elçi Pavlus şöyle sonuca varır:
“Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?”
Romalılar 7:24
Doğru olanı yapmak için gereken güce sahip değiliz. Değişim için dışarıdan bir yardıma ihtiyacımız var.
İsa şöyle diyor:
“Ne mutlu ruhta yoksul olanlara! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır.”
Matta 5:3
Ruhta yoksul olmak ne demektir?
Bu, kendi güçsüzlüğünü kabul etmek ve Tanrı’dan yardım istemektir.
Gerçek mutluluğa ve özgürlüğe ulaşabilmemiz için, önce kendi yetersizliğimizi ve güçsüzlüğümüzü kabul etmemiz gerekir.
Yalnızca Tanrı’nın yardımıyla bu zorlukları aşabiliriz, çünkü kendi gücümüzle doğru yolu bulmamız mümkün değildir.
İnsan olarak, zayıf ve yetersiz olduğumuzu kabul etmek bizim için kolay değildir.
Petrus’un hayatından bir örnek
Örneğin, İsa’nın öğrencilerinden biri olan Petrus’un hayatında bunu görüyoruz.
Bir gün İsa öğrencilerine şöyle dedi: “Hepiniz beni terk edeceksiniz.” Ama Petrus bunu kabul etmedi ve şöyle karşılık verdi: “Ben seni asla terk etmem.”
Bunun üzerine İsa ona şöyle dedi: “Bu gece, horoz ötmeden önce beni üç kez inkâr edeceksin.”
Petrus ise yine itiraz etti: “Seni asla inkâr etmem.”
Petrus kendi güçsüzlüğünü kabul etmiyordu. Kendisini güçlü ve cesaretli sanıyordu.
Ancak İsa, onun ne kadar zayıf olduğunu çok iyi biliyordu. Sonunda Petrus, İsa’yı gerçekten üç kez inkâr etti. Ve İsa’nın söyledikleri doğru çıktı.
İnsan olarak biz de Petrus gibiyiz. Kendimiz hakkında gerçeği reddederiz.
“Biz o kadar zayıf değiliz” ve “Kendi gücümüzle başarabiliriz” diye düşünürüz.
Zayıflığımızı kabul ettiğimizde, özgürlüğe giden yolda ilk adımı atarız. Ve genelde en zor adım işte bu ilk adımdır.
Çünkü güçlü olmak istiyoruz. Sorunlarımızı kendi başımıza çözmek istiyoruz. Hayatımızı kendimiz kontrol etmek istiyoruz.
Ama kendi başımıza başaramayacağımızı kabul etmedikçe, aynı sorunlarla karşılaşmaya devam ederiz.
Üstelik küçüklüğümüzden beri hep şunu duyduk:
“Güçlü ol. Ayakta kal. Kimseye muhtaç olma.”
Bu yüzden zayıf olmak bize yanlış, utanılacak bir şey gibi gelir.
Çoğu zaman zayıf yanlarımızı gizleriz. İçimizde bir korku taşırız:
“İnsanlar gerçek durumumu öğrenirlerse, beni yargılarlar mı, beni sevmeyi bırakırlar mı?”
Terk edilmekten ve yalnız kalmaktan korkarız. Bu yüzden sadece güçlü, başarılı ve “iyi” yanlarımızı gösteririz.
Ama İncil, zayıflıklarımızı kabul ettikçe aslında daha da güçleneceğimizi söyler.
“Çünkü ne zaman güçsüzsem, o zaman güçlüyüm.”
2. Korintliler 12:10
Kendi gücümüze güvenmenin bizi bir yere götürmediğini anladığımızda, Tanrı’ya güvenmeye başlarız.
Zayıflığımızı ve yetersizliğimizi kabul etmek, Tanrı’nın gücüyle değişmenin ilk adımıdır.
Bu ilk adımı atarken kabul etmemiz gereken üç önemli gerçek vardır.
Kabul etmemiz gereken üç gerçek
1. Geçmişimizi değiştiremeyiz
Belki geçmişte zor şeyler yaşadın. İnsanlar sana kötü davrandı, zarar verdi. Belki de tacize uğradın.
Acını hâlâ hatırlıyorsun. Bu seni üzüyor, incitiyor ve öfkelendiriyor.
Ama ne yazık ki, geçmişimizi değiştiremeyiz.
2. Başkalarını değiştiremeyiz
Çoğu zaman çevremizdeki insanların davranışlarını değiştirmeye çalışırız.
Bize göre, bizim ihtiyaçlarımıza uygun şekilde davranmalarını isteriz.
Ama biz sadece kendi davranışlarımızdan sorumluyuz. Başkalarını değiştiremeyiz.
3. Kötü alışkanlıklarımızı ve davranışlarımızı değiştiremeyiz
Hayatlarımızı tek başımıza değiştiremiyoruz.
İyi niyetli olmak ya da güçlü bir iradeye sahip olmak yeterli değildir.
Bizim ötemizde var olan bir güce ihtiyacımız var. Tanrı’nın gücüne ihtiyacımız var.
Çözüm: Alçakgönüllülük
Çözüm, İsa gibi alçakgönüllü olmaktır.
İsa dedi ki:
“…benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur.”
Matta 11:28
Alçakgönüllü olmak, kendi gücümüze güvenmeyi bırakıp yardıma ihtiyacımız olduğunu kabul etmektir.
Kendi kendimize başarabileceğimize inandığımız sürece, hayatlarımız değişmeyecek.
Sadece kendimize güvendiğimizde, kendimizle övünürüz. Övündüğümüz sürece, Tanrı bize yardım etmez.
Kutsal Kitap der ki:
“Tanrı kibirlilere karşıdır ama alçakgönüllülere lütfeder.”
Yakup 4:6
Ancak alçakgönüllü olduğumuzda, Tanrı hayatımızı değiştirmeye başlar.
Yetersizliğimizi kabul ettiğimizde, Rab kendi kudretiyle bizi doldurmaya başlar.
Gerçek değişim, Tanrı’nın kudretiyle ve O’na olan güvenimizle gelir.
Çünkü kendi gücümüzle hiçbir zaman yeterli olamayız.
Gerçek değişim, güçlü görünmeye çalışmaktan değil, Tanrı’ya sığınmaktan gelir.
Hayatında neler değişmeli?
Hayatınızda hangi değişiklikleri yapmak istiyorsunuz?
Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
Hangi kötü alışkanlıkları bırakmaya çalışıyorsunuz?
Bunları Tanrı’ya açın. O’na derdinizi anlatın ve size güç vermesini dileyin.
Tanrı, seni olduğu gibi kabul ediyor, ama seni aynı bırakmak istemiyor.
Çünkü seni özgür görmek istiyor.
O’nun yardımıyla geçmişin zincirleri kırılabilir, kalbin yenilenebilir, yaşamın değişebilir.
Bugün sadece bir adım at:
“Rabbim, ben kendi gücümle yapamıyorum, ama Senin gücünle her şey mümkün.”
İşte özgürlüğün ilk adımı budur.
Dua edin
Bugün hayatımda değişim yapmak ve gerçeği kabul etmek için cesaret bulmak istiyorum.
Kendi gücümle başarabileceğimi düşündüm, ama sensiz hiçbir şey yapamayacağımı fark ettim.
Zayıflığımı kabul ediyorum ve senin yardımına ihtiyacım olduğunu biliyorum.
Kalbimi alçakgönüllülükle doldur, bana kendi irademin yetersiz olduğunu göster.
Lütfen kötü alışkanlıklarımdan kurtulmamda bana yol göster ve kalbimi yenile.
Geçmişin acılarına takılı kalmadan, geleceğe güvenle adım atmam için bana güç ver.
Hayatımda sana güvenmeye başlamak istiyorum, çünkü yalnızca senin gücünle gerçek değişim mümkün.
Beni yönlendir ve her adımda senin kudretine sığınarak ilerlememi sağla.
Senin elinle hayatımda gerçek özgürlüğü bulmak istiyorum.
Bütün bu değişimler için sana minnettarım ve sana her zaman güveniyorum.
Âmin.
Yazın
1. Hayatımda hangi alanlarda değişim yapmam gerektiğini kabul ediyorum?
2. Kendi gücümle ve irademle sorunlarımı çözmeye çalıştığımda, neden başarılı olamıyorum?
3. Hangi kötü alışkanlıklardan kurtulmaya çalışıyorum, ancak bir türlü başaramıyorum? Tanrı’nın yardımına nasıl ihtiyaç duyuyorum?
4. Tanrı’nın gücüne nasıl daha fazla güvenebilir ve kendi gücümden vazgeçebilirim?
5. Şu anki zorluklarımla nasıl başa çıkabilirim? Tanrı’dan yardım dileyerek bu yolculukta nasıl ilerleyebilirim?
